...

Cam Tavan

ResimGünümüzde kadınların çalışma hayatına giderek artan oranda katılmakta olduklarını görüyoruz. Ancak üst düzey yönetim kadrolarında yeterince yer alamıyorlar. Aslında bunun nedenini hep merak etmişimdir. Mesela bizim durumumuzda; mühendislik okuyan bir kadın ve bir erkek düşünelim. Mühendislik okuyan bu kadın ve erkek, eğitim hayatları boyunca aynı eğitimi aynı ortamlarda alır, aynı sınavlara girer, aynı sorunları çözer ve mesleki açıdan aynı kazanımları edinmiş olmaları amaçlanır. Mezuniyetten sonra belki de aynı iş ortamında çalışmaya başlayan bu kadın ve erkek mühendis aynı işi yapıyor olsalar da erkek çalışanın kariyeri kadın çalışandan daha çabuk ilerler ve erkek çalışan kadın çalışandan daha çabuk üst kademelere ulaşır. Peki ama aynı mesleki yeterliliklere sahip olan iki çalışandan erkek olan kariyerini üst seviyelere taşırken, kadın çalışan neden hala aynı yerde kalır?

Bunu da şu şekilde açıklayabiliriz; iş yaşamında kadınların üzerinde cam tavan sendromu olarak adlandırılan ve kadınların üst düzey kademelere gelmesinin önündeki yapay ve görünmez engeller vardır ve cam tavan; çalışma yaşamında kadınlar ile üst yönetim arasında bulunduğu varsayılan, kadınların başarıları ve kişisel özelliklerine bakılmaksızın ilerlemelerini engelleyen, görülmesi ve anlaşılması zor olan, resmi olmayan terfi sınırlamaları olarak da açıklanabilir. Cam tavan aslında geçmişte pireler üzerinde yapılan bir çalışma sonucunda elde edilen bir çıkarıma dayanır.

Hepimiz pirelerin sıçrama deneylerinin hikayesini az çok biliyoruzdur. Bilim adamları pirelerin farklı yüksekliklerde zıplayabildiklerini fark edince birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtıldığında sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırken başlarını tavandaki cama çarpıp geri düşerler ve bu bir süre böyle devam eder. Pireler camın ne olduğundan habersiz olduklarından kendilerini neyin engellediğini bir türlü anlayamazlar. Defalarca kafalarını cama vuran pireler en sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenirler. Deneyin devamında tavandaki cam kaldırılır ve zemin tekrar ısıtılır.  Şaşırtıcı olsa da tüm pireler eşit yükseklikte ve sadece 30 cm zıplarlar. Üzerlerindeki cam engel kalkmış olsa dahi daha fazla zıplamaya artık cesaretleri yoktur. İsterlerse kaçabilirler ama kaçmazlar; çünkü engel artık zihinlerindedir. Bu deney canlıların başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir niteliktedir ve buna “Cam Tavan Sendromu” adı verilmiştir.

Mühendisliğe geri dönecek olursak; toplum tarafından mühendislik, yöneticilik, genel müdürlük gibi işler erkek işleri olarak sınıflandırılırken, hemşirelik, öğretmenlik, sekreterlik gibi işler kadınlar için uygun işler olarak kabul edilir. Bunlar ‘ayrımcılık’ ve ‘basmakalıp yargılar’ dır. Bu yargılar kadınların bağımlı, duygusal ve öznel davrandıkları ve rekabet, hırs, liderlik, risk alma yeteneği gibi özellikler açısından yetersiz oldukları şeklinde algılanmasıdır. Özellikle mühendislikte bu durumun revaçta olduğu konusunda anlaşabileceğimizi düşünüyorum. Ancak bunun böyle olmadığı konusunda da anlaşabiliriz bence. Çünkü kadınlar tarih boyunca kendilerini birçok açıdan kanıtlamışlardır. Önlerine konulan engelleri bir bir aşmış, kendi imkanlarını kendileri sağlamış, önlerine konan görünmez engelleri aşmışlar ve istedikleri kadar yükseğe zıplayabilmişlerdir.

Şimdi ise cam tavanları kırma sırası bizlerde. Bu ülkenin geleceği olarak el ele verip, birbirimize destek çıkıp; yaşadığımız bilim ve teknoloji çağında beraber yürümeli ve engelleri birlikte göğüslemeliyiz. Bizden sonraki mühendis hanımlar ve mühendis beylere eşit, dürüst ve görünmez engellerden arındırılmış bir mesleki düzen bırakmalıyız. Her şeyin daha iyi olması temennisiyle…
 

 

Yaren AYKENT

Bu içerik 16.01.2020 tarihinde yayınlandı ve toplam 183 kez okundu.